2010-11 Yatırım İndirimi Ne Olacak?

Makaleler, 2010-11 : Yatırım İndirimi Ne Olacak?
Bu yazımızda, 2009 yılı için, devreden yatırım indirimi hakkı bulunan mükelleflerin bu haklarını kullanıp kullanmama durumları incelenecektir.
Önce konunun gelişimiyle ilgili iki olayı hatırlayalım :
- Maliye Bakanlığı, 5479 sayılı Kanun ile yatırım indirimi hakkının, hak sahiplerince 2009 yılına kadar kullanılabileceğini karara bağlamıştır. Bu tarihe kadar kullanılamayan yatırım indirimi hakları ise ilga edilmiştir.
- Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi, 08.01.2010 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanan, 15.10.2009 tarih ve E:2006/95, K:2009/144 sayılı Kararında, “…yatırımcıların, yatırım indirimi hakkından yararlanacaklarını göz önünde bulundurarak yatırım kararı aldıklarını ve yatırım yaptıklarını, bu haklarının sınırlandırılabileceğini önceden bilmediklerini, yatırım indirimi haklarının kullanılabilmesinin belli bir süre ile sınırlandırılmasının, verginin genellik, eşitlik, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğu” gerekçesi ile ilgili yasa uygulamasını iptal etmiştir.
Buraya kadar bir problem görülmüyor olsa da Anayasa’ nın 153 üncü maddesi okununca kafalar karışmıştır. Çünkü bu madde hükmüne göre, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararları geriye yürümemektedir.
Vergi idaresi, 2009 yılına ilişkin son dönem geçici vergi e-beyannamesinde bir uyarı notu ile iptal kararının 08.01.2010 tarihinde yürürlüğe girdiğini dolayısı ile söz konusu yatırım indirimi hakkının, Anayasa’ nın 153 üncü maddesi gereğince 2009 yılında kullanılamayacağını açıklamıştır.
Burada hemen belirtmemiz gereken ayrı bir nokta mevcut: Beyana dayanan vergilerde, idare tarafından e-beyanname uygulamasındaki bazı veri girişlerinin kısıtlanması bize göre hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Bu uygulamayla yapılan beyanlar ne ölçüde beyana tabi olarak değerlendirilebilir? Gelir Vergisi Kanunu 91 inci ve Kurumlar Vergisi Kanunu 14/8 inci maddeleri incelendiğinde, beyannamelerin şekil, muhteva ve eklerinin Maliye Bakanlığı tarafından tayin ve tespit olunacağı görülmektedir. Bu yetki idarenin ise bu yetkiye uygun formatta beyanname şekli belirlemek de idarenin görevi olmak durumundadır.
Bizim değerlendirmemiz ise şu şekildedir:
Vergi hukuku tekniği anlamında, geriye yürüme, “gerçek geriye yürüme” ve “gerçek olmayan geriye yürüme” olarak iki grupta kategorilize edilebilir. Gerçek olmayan geriye yürüme, Kanun ile ilgili geriye işleyecek hükümlerin, henüz sonucu doğmamış işlem ya da olaylara ilişkin olarak uygulanabilir olmasını ifade etmektedir. Böylelikle, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmediğinden Anayasa’ ya aykırı olmamaktadır. Olayımız tam anlamı ile gerçek olmayan geriye yürüme kavramı içerisinde değerlendirilmelidir.
Eğer Anayasa Mahkemesi’ nin vergiyi doğuran olayla ilgili bir iptal kararı olsa idi bu durumda idare haklı bir uygulama gerçekleştirmiş olurdu. Ancak, konu geçmiş yıllarda kullanılacak yatırım indirimi hakkının kullanılıp kullanılmaması olunca yapılan uygulamanın doğru olmayacağını düşünüyoruz.
Yatırım indirimi müessesesi, uygulandığı dönemde yatırım kararlarını etkileme gücüne sahip ve yatırım yapıldığı anda kazanılan bir haktır. Dönemsel değildir. Sadece uygulandığı dönemde beyan edilen gelirin üzerinde bir indirim hakkı doğması durumunda ileriki dönemlere aktarılabilen bir haktır.
Geçici vergi ile beyan edilmediğinden dolayı gelir/kurumlar vergisi beyannamesi ile bu haktan yararlanılamaz şeklindeki bir savunmada bize göre hukuken kabulü mümkün olmayan nitelikte olacaktır. Çünkü, geçici vergi adı altında kaynağı ve konusu ayrı bir vergi türü mevcut değildir. Bu verginin fonksiyonu, sadece gelir/kurumlar vergisi beyanına kadarki dönemde vergi tahsilatı sağlamaktır.
Bu itibarla firmalar, 2009 yılı için yatırım indirimi haklarından faydalanabilmelidir. Yatırım indiriminin beyannamedeki yeri net bir biçimde belli olmadığından, 66. sırada yer alan “kazancın bulunması halinde indirilecek istisna ve indirimler” bölümü kullanılabilir. Mükellefler, bu işlem sonrasında Bakanlıkla bir ihtilaf yaşanması durumunu göz önüne alarak ve bu makalede yaptığımız açıklamaların hukuki niteliği ile doğurabileceği sonucu düşünerek karar vermelidirler.
Kayseri, 28.04.2010.
Saygılarımızla,
Çınaroğlu YMM.




